09 10 2010

Anne baba eğitimine dair yazı örnekleri...

Sevgili anneciğim, babacığım;

     

         Bütün duygu ve düşüncelerimi dile getirebilseydim, yeni yıla girerken, size şunları söylemek isterdim. Sürekli bir büyüme ve değişme içindeyim. Sizin çocuğunuz olsam da sizden ayrı bir kişilik geliştiriyorum. Beni tanımaya ve anlamaya çalışın. Deneme ile öğrenirim. Bana ayak uydurmakta güçlük çekebilirsiniz. Oyunda, arkadaşlıkta ve uğraşlarımda özgürlük tanıyın. Beni her yerde, her zaman koruyup kollamayın. Davranışlarımın sonuçlarını kendim görürsem daha iyi öğrenirim. Bırakın kendi işimi kendim göreyim. Büyüdüğümü başka nasıl anlarım? Büyümeyi çok istiyorsam da ara sıra yaşımdan küçük davranmaktan kendimi alamıyorum. Bunu önemsemeyin. Ama siz beni şımartmayın. Hep çocuk kalmak isterim sonra. Her istediğimi elde edemeyeceğimi biliyorum. Ancak size verdikçe almadan edemiyorum. Bana yerli yersiz de söz vermeyin. Sözünüzü tutamayınca sizlere güvenim azalıyor. Bana kesin ve kararlı davranmaktan çekinmeyin. Yoldan saptığımı görünce beni sınırlayın. Koyduğunuz kurallar ve yasakların hepsini beğendiğimi söyleyemem. Ancak, hiç kısıtlamayınca ne yapacağımı şaşırıyorum. Tutarsız davrandığınızı görünce hem bocalıyor, hem de bundan yararlanmadan edemiyorum. Öğütlerinizden çok davranışlarınızdan etkilendiğimi unutmayın. Beni eğitirken ara sıra yanlışlar yapabilirsiniz. Bunları çabuk unuturum. Ancak birbirinize saygı ve sevginizin azaldığını görmek beni yaralar ve sürekli tedirgin eder. Çok konuşup çok bağırmayın. Yüksek sesle söylenenleri pek duymam. Yumuşak ve kesin sözler bende daha iyi iz bırakır."Ben senin yaşında iken..." diye başlayan söylevleri hep kulak ardına atarım. Küçük yanılgılarımı büyük suçmuş gibi başıma kakmayın.  Bana yanılma payı bırakın. Beni, korkutup sindirerek, suçluluk duygusu aşılayarak uslandırmaya çalışmayın. Yaramazlıklarım için beni kötü çocukmuşum gibi yargılamayın. Yanlış davranışım üzerinde durup düzeltin.  Ceza vermeden önce beni dinleyin.  Suçumu aşmadığı sürece cezama katlanabilirim.  Beni dinleyin.  Öğrenmeye en yatkın olduğum anlar, soru sorduğum anlardır. Açıklamalarınız kısa ve özlü olsun.  Beni yeteneklerimin üstünde işlere zorlamayın.  Ama başarabileceğim işleri yapmamı bekleyin.  Bana güvendiğinizi belli edin. Beni destekleyin; hiç değilse çabamı övün.  Beni başkalarıyla karşılaştırmayın; umutsuzluğa kapılırım. Benden yaşımın üstünde olgunluk beklemeyin. Bütün kuralları birden öğretmeye kalkmayın; bana sure tanıyın. Yüzde yüz dürüst davranmadığımı görünce ürkmeyin. Beni köşeye sıkıştırmayın; yalana sığınmak zorunda kalırım.  Sizi çok bunaltsam bile soğukkanlılığınızı yitirmeyin.  Kızgınlığınızı haklı görebilirim, ama beni aşağılamayın. Hele başkalarının yanında onurumu kırmayın. Unutmayın ki ben de sizi yabancıların önünde güç durumlara düşürebilirim. Bana haksızlık ettiğinizi anlayınca açıklamaktan çekinmeyin. Özür dileyişiniz size olan sevgimi azaltmaz; tersine, beni size daha çok yaklaştırır. Aslında ben sizleri olduğunuzdan daha iyi görüyorum. Bana kendinizi yanılmaz ve erişilmez göstermeye çabalamayın.  Yanıldığınızı görünce üzüntüm büyük olur. Biliyorum, ara sıra sizi üzüyor, belki de düş kırıklığına uğratıyorum.  Bana verdikleriniz yanında benden istediklerinizin çok olmadığını da biliyorum.  Yukarıda sıraladığım istekler size çok geldiyse birçoğundan vazgeçebilirim; yeter ki beni ben olarak seveceğinize olan inancım sarsılmasın.  Benden "Örnek çocuk" olmamı istemezseniz, ben de sizden kusursuz ana-baba olmanızı beklemem.  Sevecen ve anlayışlı olmanız bana yeter.               

    Sizin çocuğunuz olarak doğmak elimde değildi.  Ama seçme hakkım olsaydı, sizden başka kimsenin çocuğu olmak istemezdim.

 

   Sevgiler, Çocuğunuz

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Anne Baba Eğitimi

Her Şey Çocuklarımız İçin

 

 

 

 

 

 

 

 

BAŞARISIZLIK MI? HADİ CANIM SEN DE!..

 

 

* Müzik öğretmeni Beethoven’a  besteci olması imkansız ! demişti. Oysa o,  insanlık tarihinin en büyük bestecilerinden birisi oldu.


* Öğretmenleri Edison’u hiç bir şey öğrenemeyecek kadar aptal bulurlardı.
Edison’un kim olduğunu söylememize gerek var mı?


* Walt Disney, bir gazetenin yazı işleri müdürü tarafından; İşe yarar fikirleri olmadığı gerekçesi ile kovulmuştu. Walt Disney, film ve eğlence endüstrisinde devrimler yapmıştır.

 

* Churchill, ortaokulda sınıfta kalmıştı.


* Biliyor musunuz, bizim Barış Manço’ muz müzik dersinden ikmale kalmış.


* Mıcheal Jordan, okul basketbol takımından atıldığı için basketbolu
bırakmıştı. Daha sonra ise, dünyanın en iyi basketbolcularından biri oldu.


* Einstein, dört yaşına kadar konuşamamıştı. Matematik dersinden çok
başarısız olduğu için ilkokuldan atılmıştı. Oysa biz onu şimdi, yüzyılımızın en büyük bilgini olarak biliyoruz.


* Charles Dickens, yüzlerce kapıdan sen yazar olamazsın denilerek geri
çevrilmişti.

 

* Müzik yapımcıları Elvis Presley’e şöyle demişlerdi; “Hiçbir işe
yaramazsın, en iyisi kamyon sürücülüğüne geri dönmen!”

                          

                        AİLE İÇİ ETKİNLİKLER

 

 

*Sıcak ve bulutlu bir günde yeşilliklere uzanmaya ne dersiniz? Herkes bulutlarda ne gördüğünü söyleyecek. Belki de birinizin buluttan atı, diğerinizin buluttan köpeği, öbürünüzün buluttan kitabı olacak böylece veya uzandığımız yerde gözlerimizi kapatıp, sessizliğin tatlı huzurunu çekebiliriz içimize, bütün hüzünleri nefesimizle dışarı atıp, kendimizi mutlu ve huzurlu hissedebiliriz.


* Sorularla çocuğumuzun hayal gücünü ateşleyebiliriz. Sonunda kim bilir, onun hayatı bizden daha iyi yorumladığını görüp şaşırabiliriz.
Sorabileceğiniz sonsuz sayıdaki sorudan bir kaçını biz verelim isterseniz.
Ha, unutmadan söyleyelim, çocuğumuzun sorularını da mutlaka alalım. İnsanlar uçabilseydi eğer merdivenlere gerek olur muydu? Ya havadaki trafik sıkışıklığı, yoksa kuşlar bu işe bozulur muydu? Peki ya dünya tersine dönseydi başımız döner miydi? Belki de yataktan düşerdik öyle mi? Güneş hiç batmasaydı, uyuma ya da kalkma zamanını nasıl bilirdik? Evimizde kullandığımız aletlerden, kendi görevleri dışında nasıl yararlanabilirdik?

 

* Bir kağıt üzerine herhangi bir nesne çizmeye başlayalım. Bir arabanın ön tamponu ve ya arka tekeri, bir evin dış merdivenleri, bir ağacın küçük bir filizi, bir çiçeğin sapı, bir masanın çekmecesi gibi... Henüz başladığımız resmin ne olduğunu çocuğumuza soralım, doğru cevabı alana kadar da çizmeye devam edelim. Ayrıca, resmi onun tamamlamasını ve ya resim ile ilgili bir öykü uydurmasını isteyebiliriz.


* Çocuğumuza, çeşitli kitaplardan resimler gösterip yeteri kadar bakmasını sağlayalım. Sonra da kitabı kapatıp resimle ilgili sorular soralım. Resimde kaç hayvan vardı? Tavşan ne renkteydi? Evin bahçesi var mıydı? gibi… Resimdeki ev sarı boyalı olduğu halde biz beyaz bir ev hakkında sorular sorup onun şaşırtabilir ya da kafasını karıştırabiliriz.


* Çocuğumuza bizi iyice incelemesini söyleyelim. Sonra da odadan çıkıp
görüntümüzde bir şeyler değiştirelim. İçeri girip bizde ki faklılığın ne
olduğunu soralım. Şapka, ayakkabı, gömlek ve çorap giyinmek, çıkarmak ve ya ters giyinmek gibi…


* Masamızın üstüne kitap, çatal, bardak ve bozuk para gibi nesneler koyalım.
Çocuğumuzun gözleri kapalı iken, eşyalardan birisini alıp saklayalım.
Gözlerini açınca da, eşyalardan hangisinin eksik olduğunu soralım.


* Çocuğumuzun, bizim giyindiğimiz elbiseleri giyinmesine ve ya takındığımız
aksesuarlarımızı takınmasına müsaade edelim. Babasını ceketini giymek,
annesinin çantasını alıp, yüksek topuklu ayakkabılarının üzerine çıkmak onu
gururlandıracaktır. Hazır giyinmişken anne ve baba gibi davranmasını da
isteyebiliriz ondan. Evde ve işte nasıl davrandığımızı çok güzel
oynayabilir. Bu arada biz de, onun şapkasını başımıza takıp onun gibi
davranmaya çalışabiliriz. Aslında bu, hem eğlenceli bir oyun, hem de bir çok
konuyu rahatlıkla konuşmamıza imkan tanıyacak bir yakınlaşmadır.


* Çocuğumuzun bilebileceği meslekleri bir kağıda yazarak yüksek sesle
okuyalım. Sonra da ondan, bu meslekleri yapan kişilerin nasıl
davrandıklarını canlandırmasını isteyelim. Bir dekora ihtiyaç duyarsa
oluşturmasına yardımcı olalım. Bütün bu etkinliklerden sonra bakalım
çocuğumuz hangi mesleği seçmek isteyecek.


* Çocuğumuza gözlerini kapamasını söyleyelim. Bakalım, odanın içindeki
eşyaların yerlerinde yapacağımız değişikliği bilebilecek mi?


* Şimdi de biz kapayalım gözlerimizi. Çocuğumuz da bizim gözümüz olsun.
Ellerimizden tutup mutfağa götürsün. Nasıl oturacağımızı, çatalı, kaşığı
nasıl tutacağımızı uygulamalı olarak anlatsın bize. Ve ya evimizin
bölümlerini tanıtsın bize.


* Çeşitli nesne ve canlılara ait nesneleri çıkararak, ne sesi olduğunu
soralım. Saat, polis aracı, uçak, kedi, köpek, kapı gıcırtısı vs. gibi…

 

* Evde oynanabilecek eğitici bir oyunda sözcükten kelime bulma oyunudur.
Daha da eğlenceli bir hale dönüştürmek için ortaya küçük ödüller
koyabiliriz.


* Bir ağaç dikmek için toprağın illa ki bizim olması gerekmez. Çocuğumuza
kendi ağacını dikme şansını mutlaka tanımalıyız. Birlikte büyüdüğü ve sürekli bakımını yaptığı bir ağacın varlığı, ondaki çevre bilincini geliştirecektir. Diktiği ağaçla birlikte her yıl fotoğrafını çekersek, çok daha iyi olur.


* Arkadaşlığın ve dostluğun önemini, sevdiği arkadaşlarına küçük hediyeler
vermesini sağlayarak kavratabiliriz. Sevgisini cömertçe sunması onu mutlu
edecektir

* Çocuğumuzdan her konuda yardım isteyebiliriz. Ucuz bir alışveriş yapmak
için ne yapmamız ve ya hafta sonu tatilimizi nasıl değerlendirmemiz
gerektiğini sormak gibi…  Kendisine ve fikirlerine değer verildiğini bilen
çocukların, sağlıklı bir kişilik kazanacağını unutmamalıyız.


* Çocuğumuzun her hangi bir konuda konferans vermesini sağlayabiliriz. Bir
masaya oturup, kendisini büyük bir ciddiyetle dinleyen aile fertlerine,
diyelim ki televizyon seyretmenin zararlarını anlatıyor ve ya aile içindeki
görev paylaşımını, ya da iyi bir anne-babanın nasıl olması gerektiğini kim
bilir, belki de ondan çok şey öğrenebiliriz.


* Onunla kelime oyunu oynamaya ne dersiniz? Bu oyun için ilk önce her hangi
bir oyun tespit etmeniz gerekiyor. Kız, erkek, meyve, sebze, şehir, semt
isimleri gibi… Ve ya vücudumuzun bölümleri, okuduğumuz kitaplar vs. sırası
gelen söyleyecek, duraklayan kaybedecek.


* Her yere özel arabanızla mı gidiyorsunuz? Çocuğunuzla birlikte belediye
otobüslerine, dolmuşlara, vapura ya da trene binmenin çok keyifli ve eğitici
bir eğlenceye dönüşebileceğini hiç düşündünüz mü?


* Çoğu anne-baba, nasihat vermenin iyi bir şey olduğunu düşünür. Oysa
çocuklar nasihati hiç sevmezler. Fikirlerine saygı duyulan çocuklar, hayatı
daha doğru yorumlar. Evimizde otururken, bir yandan kitapları, dergileri ve
gazeteleri karıştırıp, diğer yandan da çocuğumuzla sohbet edebiliriz. Hangi
televizyon programını daha çok sevdiğini, okulu ve öğretmenleri ile ilgili
düşüncelerini ve ya hayatı nasıl yorumladığını anlatmasını isteyebiliriz. Bu
tür bir ilişki, çocuğun kendisine olan güvenini artıracaktır.


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                ÇOCUK NE YAŞIYORSA ONU ÖĞRENİR

 

 

Eğer bir çocuk sürekli eleştirilmişse,

             kınama ve ayıplamayı öğrenir.
Eğer bir çocuk kin ortamında büyümüşse,

            kavga etmeyi öğrenir
Eğer bir çocuk alay edilip aşağılanmışsa,

            sıkılıp, utanmayı öğrenir.
Eğer bir çocuk utanç duygusuyla eğitilmişse,

            kendini suçlamayı öğrenir.
Eğer bir çocuk hoşgörüyle yetiştirilmişse,

            sabırlı olmayı öğrenir.
Eğer bir çocuk desteklenip yüreklendirilmişse,

            kendine güven duymayı öğrenir.

Eğer bir çocuk övülmüş ve beğenilmişse,

            takdir etmeyi öğrenir.
Eğer bir çocuk hakkına saygı gösterilerek büyütülmüşse,

            adil olmayı öğrenir.

Eğer bir çocuk güven ortamı içinde yetişmişse,

            inançlı olmayı öğrenir.
Eğer bir çocuk kabul ve onay görmüşse,  

            kendini sevmeyi öğrenir.
Eğer bir çocuk aile içinde dostluk ve arkadaşlık görmüşse,

            bu dünyada mutlu olmayı öğrenir.


                                                                                 
Dorothy Low Nolte

                                                                                 Çeviri: D. Cüceloğlu


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                     ANNE VE BABA OLMANIN 24 YOLU

 

 

Bütün acıyan yerleri öpün.

 

Parklara çocuğunuzla gidip beraber sallanın.

 

Anne ve babaların da hata yapabileceğini gösterin, yeri geldiğinde ondan özür dileyin.

Çocuğunuzun, yanınızda olmadığı anlarda onu ne kadar sevdiğinizi, özlediğinizi açıkça belirtin.


Çocuğunuzu bir meyve, sebze bahçesine götürüp, meyveleri ya da sebzeleri
kendisinin kopartmasına izin verin, bunun yanında meyve, sebzelerin ne
şekilde büyüdüklerini, hangi ağaçlara sahip olduklarını gösterin.

Birlikte gazete, dergi okumaya çalışın, eğer okuyacak düzeydeyse bırakın
onun komik, okumasıyla zevk almaya çalışın.

Eğer koşmaktan zevk alıyorsanız, onun yanınızda bisikletle eşlik etmesine
izin verin.

Ben sana demiştim demek yerine, olmadığına üzüldüm canım ya da bir keresinde bana da aynısı olmuştu ya da biliyorum bu senin için çok zor tatlım gibi sözler söyleyin.

Çocuğunuzun yaptığı resimleri, karalamaları duvara yapıştırın ya da
çerçeveye koyup odasına koyun.


Çocuğunuzu aile içindeki haberlere, olaylara, yakın tutmaya çalışın böylece
çocuğunuz kendisini bu ailenin parçası olarak hissedecek, ileride sizinle
olayları paylaşmakta zorlanmayacak.

Çocuğunuzu duygularını söylemesine alıştırmak için onu devamlı
destekleyerek, yanıt verin. Mesela, onun teşekkür etmesi gerektiğinde, siz
öne atılıp, ikimiz birden size teşekkür ediyoruz deyin.

Çocuğunuzla birlikte mutfakta beraber bir yemek hazırlayın, sonra da oturup
ikiniz birlikte yiyin, pizza, makarna, sandviç gibi pratik şeyler.

Çocuklarınızla oynarken, eğitimli olmalarına da dikkat edin.

Çocuğunuzun odasını onun seçeceği renklere ve dekorasyona göre olmasına
dikkat edin, eğer özel bir oda hazırlayamayacaksanız, onun istediği renk,
biçimde olması gibi ufak detaylarla onun olduğu hissini verebilirsiniz.

Çocuğunuz için, yılda bir kere olmak üzere, güzel bir doğum günü hazırlayın,
onun sevdiği renklerden pasta, güzel hediyeler, şarkılar.

Birlikte oturup video izleyin.

Çocuğunuzla birlikte bir vazoya çiçek yerleştirin, birlikte çiçekleri seçip,
yaprakları ayırıp, boylarını kesip, birlikte renklerine ve çiçek çeşitlerine
göre bir düzen yapın.

Çocuğunuzun, iyi bir insan olmasına yardımcı olun, (teşekkür ederim, beni
rahatsız etmeden telefon konuşması yaptırdığın için, gibi.)

Çocuğunuz için çocuk dergilerine üye olun.

Onun resim yapmasına, oyun oynaması için bir kutuda boya kalemi, kağıdı,
yapıştırıcı, çocuklar için özel makas bulunduran bir kutu hazırlayın.

Çocuğunuzun arkadaşlarını eve özel olarak çağırıp, onlar için kurabiye,
meyve suyu hazırlayıp, onlara güzel çocuk kasetleri videoya koyup güzel bir
zaman geçirmesini sağlayın.

Çocuğunuza asla tutamayacağınız sözlerde, vaatlerde bulunmayın, söz
verirseniz mutlaka yerine getirmeye çalışın.

Bazen sizin yatak odanızda uzanıp televizyon izleyin, onun istediği bir şeyi
yaparak onu da sizin özel odanıza dahil edin.

Özel günlerin önemini birlikte karşılayın, sizin doğum gününüz, onunki,
bayramlar, yılbaşı, bu gibi özel günlerin gelmesini beklemesine yardımcı
olur.


                                                                                                         Vicki LANSKY





 

 

 

 

 

  

 

ÇOCUĞUN GELİŞİMİNDE OYUNUN ÖNEMİ VE

                       ANNE-BABA TUTUMU

 



Bir anne-babanın çocuğuna vereceği en önemli ilk şey sevgidir. Anne-babalar
çocuklarını daha dünyaya getirmeden önce biraz olsun kendilerini eğitmeli
(dergi, kitap, ana-baba okulları, TV, internet vs.), yayınları takip ederek
çocu

785
0
0
Yorum Yaz